Köpek eğitimine genel bir bakış
Ülkemizde köpeklerin evlerimize girmeye başlamaları 5 ile 7 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ve bu kadar yeni olan köpek bakma alışkanlığının üzerine hala köpeklerin eğitime ihtiyaç var mı dır yok mu dur tartışmaları olmaktadır.
Benim köpeğim zaten akıllı eğitime ihtiyacı yok her dediğimi anlıyor demek, zeki bir insanın matematik kitabı okuyarak matematik öğretmenliği yapabilirim demesiyle aynıdır. Nasıl zeki olup bu düzgün bir şekilde değerlendirilmez ise köpeğinizin yetenek ve zekâsı da aynı şekilde değerlendirilemez.
Yolda yürürken eğitimli bir köpekle eğitimsiz bir köpeği ayırt edebilmek o kadar da zor değildir. Çoğu kez köpek ve sahip ilişkilerini görmekteyiz köpek önde sahibi arkada koşar adım köpeğinin istediği yöne gitmekte ve köpekte sahibini istediği yöne sürüklemektedir. Burada kimin kimi dolaştırdığı belli değil maalesef. Ayrıca köpeğinizden güçlü olduğunuzu ve onu kontrol edebileceğinizi düşünerek hareket ederseniz köpeğinizin çekmesini ve daha sert çekmesini pekiştirerek bunun önüne geçilmez bir durum almasını ve sonunda da köpeğinizin boynuna dikenli ya da boğma tasma takarak buna bir çözüm arayışı içerisine girersiniz. Takılan dikenli veya boğma tasmaların ileride köpeğinizde oluşturabileceği rahatsızlık ve boynunda tahrişleri düşünemezsiniz bile ki kaldı bilinçsiz ve bilgisizliğinizin sonucunda köpeğinize acı çektirerek ve onu cezalandırarak bu tür materyallerle onun ödemesi ne derecede doğrudur buda ayrıca tartışılır. Bu tür durumlarla karşılaşmak istemiyorsak eğitimin gerekliliğini kavramamıza yeterli olur sanırım.
Eğer bu örnek bir köpeğin eğitiminin gerekliliği için yeterli değilse güncel yaşantımıza biraz göz atalım. Ev, iş, çocuk, toplantı, seyahat, misafir, yetişmesi gereken evraklar, sunumlar, yoğun bir iş temposunun yorgunluğu vs vs.. akşam işten yorgun argın gelmiş kanepeye iki dakika uzanıp günün yorgunluğunu atmak isterken birden üzerinizde tepinen bir köpeğinizin olması, çocuklarınızın dersleri ile ilgilenirken köpeğinizin araya girip sürekli rahatsızlık vermesi ve defterleri, kitapları ağzına alması, misafirleriniz geldiğinde kapıda üstlerine zıplaması , oturup sohbet esnasında yaptığınız servis başında yemek dilenmesi misafirlerinizi rahat bırakmaması ve bunun sonunda da köpeğinizi bir odaya kapatmanız.
Ev yaşantımızın dışında dışarıda yürüyüş yaparken kendini sevdirebilmek için yoldan gelip geçen insanların üzerine atlaması ki kaldı köpek seven var sevmeyen var köpekten korkan var korkmayan var. Bu tür olaylar belki de telafi edilemez kazalara neden olabilir. Karşıdan hamile bir bayanın geldiğini ve köpeğinizin üzerine atladığını düşüne biliyor musunuz, ya da köpekten korkan bir çocuğun üzerine atlamasının getirebileceği sonuçları. Bu tür olayların sonucunda karşınızdaki insanın bedensel olarak yaralanmasına ve hadda psikolojik olarak köpeklerden korkmasına neden olabiliriniz. Yaşanılan ve yaşanılabilecek bu tür birçok aksilik ve tatsız olaylar vardır. İnsanoğlunun yaşantısına adım atmayı, bizlerin yaşamına girmeyi tercih eden köpekler değildi. Onları kendi yaşantımıza mahkûm edenler biziz ve buna rağmen hala kendi yapmış olduğumuz hataların cezalarını köpeklerimize çektirmekteyiz. Eğer onları kendi yaşantımıza mahkûm ettiysek yaşamak zorunda oldukları bu yaşam tarzı içerisinde içgüdülerini kaybetmeden, bizim sosyal yaşantımıza ayak uydurmaları ve görgü kurallarını öğrenmelerini onlara çok görmememiz gerekmekle birlikte bu hakkı onlara vermeliyiz. Vereceğimiz bu hak hem köpeklerimizin bizlerle beraber çok daha rahat bir uyum içerisinde yaşayarak içgüdülerini kaybetmemelerini hem bizlerin sosyal yaşantımızdan tutun güncel yaşantımıza kadar birçok noktada daha rahat etmemizi sağlayacaktır.
Pozitif Köpek Eğitmeni
Mustafa KOBAŞ
pozitifkopek@gmail.com